Showing posts with label mevsimler. Show all posts
Showing posts with label mevsimler. Show all posts

Monday, December 13, 2010

Kış Geldi...

Kış tüm hızıyla bir anda geliverdi değil mi???
Bu sıralar,

  • Zor geçen bir günün ardından sıcak ve güvenli evime girip, kapıyı kapatıp tüm dünyayı dışarıda bıraktığımda,
  • Sıcak bir duş aldığımda,
  • Mutfaktan gelen harika kokuları içime çektiğimde,
  • Yumuşacık bir battaniyenin altında kısa bir şekerleme yaptığımda,
  • Yağmurdan sırılsıklam eve gelip, ıslak elbiselerden kurtulup,ısındığımda,
  • Renkli bereler ve eldivenlerime
  • Soğuk bir öğleden sonrayı evde sadece istediklerimi yaparak geçirdiğimde,

  • Yağmurlu bir akşam saatinde taksi bulduğumda,
  • Bir bardak çay içimi ve ellerimi ısıttığında,
  • Üşüyen elimi sevgilinin elinde ısıttığımda,
  • Kaygısızca her su birikintisine girdiğimde bana çocukluğumu hatırlatan mavi lastik çizmelerime,
  • Evde mumların yandığı uzun kış akşamlarına
  • Hergün köpeğimle parkta yürüyüşlerimizden toplayıp eve getirdiğimiz kozalaklara, kuru yapraklara
  • Bir cafe'de dışarıda oturup ağzımı yakan bir fincan sahlep içtiğimde
  • Pencerelere varan yağmurun sesini dinlediğimde
Bu mevsimi, bu anları yaşadığım, ve keyfine varmayı öğrendiğim için şükran duyuyorum..

Saturday, January 23, 2010

Kış

İstanbul'da nihayet kar başladı. Hava zaten bir kaç gündür iyice soğumuştu. Kışın bu günleri keyifle eve kapandığım ve zorunluluk olmadıkça adımımı dışarı atmadığım zamanlar. Evimi galiba en çok böyle havalarda seviyorum.
Evde olmak beni bir şekilde dışarıdaki hayattan soyutluyor, kendi içime dönme fırsatı yaratıyor. Düşünüyorum, okuyorum, hayal kuruyorum ve özellikle akşamın indiği, mumların yandığı saatlerde sessizliğin tadını çıkartıyorum ve tüm bu an'lardan, saatlerden doyasıya besleniyorum. İlkbahar'ın, Yaz'ın yeri bambaşka ama ben Kış'ı da çok seviyorum.

Monday, October 5, 2009

Sonbahar







  • Serinleyen havaların

  • Sararıp düşen yaprakların

  • Sıcaklara göç eden kuşların

  • Satıcılarda kestanelerin

  • Pazarda narların

  • Sıcacık çayların

  • Yağmurdan sonra çıkıveren güneşin

  • Kışlıklardan çıkarılan kazakların

  • Tepenize düşüveren palamutların


  • Keyifli bir hüznün

  • Çorapların

  • Balıkçıda palamutların

  • Erken kararan akşamlarda yakılan mumların

  • Yeni başlangıçların

  • Akşamları sevgiliye daha bir sıkı sarılmaların

  • Şehri keşfetmeye başlamanın

  • Uzun yürüyüşlerin

  • Battaniyelerin

  • Televizyonda dizilerin yeni bölümlerinin

  • Parkta düşen yaprakları seyretmenin


Zamanı geldi artık...Keyfini çıkartmayı unutmuyorsunuz değil mi??

Friday, September 4, 2009

Yaz Bitti...

Evet yaz bitti..Yine İstanbul'dayız. 2,5 ay huzurlu maviliklerde yaşadıktan sonra, İstanbul'a alışmak insana zor geliyor. Ama İstanbul bu hemen insanın kanını kaynatmaya başlayıverir. Döndüğümüzden beri yerleşmeye çalışıyorum, keyifle çantalarımı açıp, yaz'ın anılarını buralara yerleştirmeye çalışıyorum. İşte harika 2009 yazından çantamdan çıkanlar ve aklımda kalanlar...ÇANTAMDAN ÇIKANLAR
  1. Litrelerce organik zeytinyağı
  2. Tabiki badem, kabuklu olanlar kış dekorasyonu için
  3. Yüzlerce fotoğraf
  4. Yeşil mandalina
  5. Nihat Abi'nin yeni kitabı
  6. Güneşte kurutulmuş domatesler, naneler, biberiyeler
  7. Sahilden toplanmış deniz kabukları, taşlar, camlar
  8. iki harika yağlı boya tablo
  9. Yeni favorim organik limon ve zencefilli marmelat
  10. Sonunda nihayet yeniden üretilen kara incir sirkesi

AKLIMDA KALANLAR

  1. Datça'nın mavi denizi
  2. Güneş altında kahkahalar
  3. Sevgili ile kumsalda uzun yürüyüşler
  4. Dalgaların sesi ile uyanılan sabahlar
  5. Dolunay geceleri sevgili ile çatıda içilen şaraplar
  6. Arkadaşlarla, dostlarla, aile ile yenen uzun akşam yemekleri
  7. Sahilde tembel zamanlar ve yanmalar
  8. Bodrum, Kuşadası, Fethiye ve çevresine yapılan kısa yolculuklar
  9. Hayat işte böyle geçmeli denilen anlar..
  10. Elde kitap, usulca uykuya yenik düşülen sıcak öğleden sonraları..

Saturday, June 13, 2009

Yaz

Bizim gibi okullar ile pek ilgisi olmayanlar için değil ama pek çoğumuz için yaz galiba okulların kapanması ile başlıyor. Yaz mevsimi başlayalı benim için bayağı oluyor ama yazısı şimdi yazılıyor ve bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde farkettim ki hayatımda her mevsimin farklı bir anlamı varmış. Sonbahar değişimin ve soğuk günlere hazırlığın mevsimiyken, kış evde geçirilen zamanların ve ruhumun sıcaklığın mevsimi. Sonrasında gelen ilkbahar yenilenmenin ve yepyeni olasılıklara açık olmanın mevsimi iken hemen arkasından en sevdiğim geliyor. YAZ.... Güneşin, yanık tenlerin, parmak arası terliklerin, denizin, oyun oynamanın, hayata daha bir pembe bakmanın, tatilin ve keyfin mevsimi..

Geçen haftalarda geçirdiğim diş operasyonu dolayısıyla evde tıkılıp kalmışken, her yeni yılın başında yaptığım yenilenme ve düzenlenme hareketlerini, aslında her mevsim başında da yapmam gerektiğine karar verdim. Her yeni mevsim geçişi ne de olsa geçmişe bakıp, gelecek planları yapmak ve hayatımda aslında nelerin önemli olduğunu yeniden hatırlamak için ideal zamanlardı. İşte yaz mevsimini karşılayışım:

1) temizlik: öncelikle doğal olarak işe evdeki dolaplar ile başlandı. Yazlıklar ortaya çıkartıldı, kışlıklar kaldırıldı, fazlalıklar atıldı, başkalarının işine yarayacaklar verildi. Sonra iş hayatın daha zor alanlarına geldi. Alışkanlıklarıma, ilişkilerime... Oralarda da yenilenme için yeni alanlara ihtiyaç vardı. İşe yaramayanların, beni engelleyenlerin gitmesine karar verildi.

2)canlanma:özellikle diş sorunları ile geçirilen bir dönem sonrası, hem fiziksel,hem duygusal hem de ruhsal yönden yepyeni bir mevsimin getirdiklerinden faydalanmak gerekti. Sevgili ile kısa kısa tatiller planlandı, okunacak kitaplar belirlendi, düzenli meditasyon yapma kararı bir kez daha verildi, uzun zamandır aranmayan arkadaşlar arandı, gidilmeyen yerlere gitme, denenmeyenleri denemeye karar verildi.

3)Düzenleme: Hayat nasıl daha basit yaşanır bir kez daha bakıldı. Dolaplar, çalışma masası düzenlendi, bilgisayardaki fazlalıklar atıldı. Buzdolabından dondurma eksik edilmemeye başlandı. Duvarlara yeni resimler asıldı, koltuklara renkli yastıklar konuldu. Evde ve ruhumda bir yaz havası estirilmeye başlandı..

4)Odaklanma: Yeni bir alana odaklanmaya karar verildi. Hayatıma pozitif değişiklikler getirecek yeni şeyler denemeye, yeni bir konuyu incelemeye, belki yeni bir hobi edinmeye başlamak için bundan daha güzel bir mevsim mi vardı??? İlk olarak uzun zamandır aklımda olan İngilizce blog yazılmaya başlandı, şimdide daha iyi fotoğraf çekmenin yolları üzerine kitaplar okunmaya başladı.

5)Hedefler: Yılbaşında konmuş hedefler yeniden gözden geçirildi. Çok da gerçekci olmayan bazıları yeniden düzenlendi, bir kaç tane yeni hedefin eklenmesine karar verildi. Başarılmış olanlar için kendime kocaman aferinler verildi.

Wednesday, March 25, 2009

Kış'dan Bahar'a

Bir tomurcuğun içine sıkışıp kalmanın, çiçek açmanın riskinden daha acı verici olduğu o gün işte geldi. - Anais Nin

Günlerdir tomurcuğumun içinden kafamı uzatıp uzatıp bakıyorum, bahar gelmiş mi diye. Bazen güneşe aldanıyorum, bazen de üşüyüp hemen içeri kaçıyorum.

Kış ayları içime döndüğüm aylardır. Bir battaniyenin altında, elimde sıcacık bir bardak çay, hemen yanımda da kitaplarımla otururken, dışarıdaki soğuk hava, karanlık ve kısacık günler beni yavaş yavaş kendi içime doğru huzurlu bir yolculuğa çıkarır. İşte o aylarda düşünürüm, tartarım,hayal kurarım, kimi zamanda acımasızca yargılarım. Ama hepsinden önemlisi ruhumu besler ve biriktirmeye başlarım.

Bu kış da, mumların yandığı, hafif tarçınlı tütsü kokularının evin her tarafında dolandığı akşamlarda, dışarda yağan yağmurun sesiyle, camlara vuran görüntüsüyle uzun yolculuklara çıktım. Kiminde çok tanıdık bildik görüntülerle karşılaştım, kiminde ise yabancı ve çoğu kezde anlamlandıramadığım.

Bu ayların dinlendirici rehavetine kapılmış giderken, bir gün eve koca bir demet nergislerle dönüverdim. İşte o zaman fark ettim ki, artık çiçeklenip dışarı açılmanın, resmen kışı bitirmenin zamanı gelmiş.

Uzun zamandır hayal edilmiş ve artık yollarına düşme zamanı gelmiş bir ülke, yazılacak yazılar, aranacak arkadaşlar, ilkbahar güneşinin altında geçirilecek aylak saatler, ağaçlardaki çiçekler, sokaklardaki yavru kediler, gökyüzünde yavaş yavaş uçuşan beyaz bulutlar, yeni kokular, yeni tatlar, yeni heyecanlar, ve 'an' lar hepsi beni bekliyor.

Ve artık resmen ilan ediyorum: BENİM BAHARIM GELDİ.....