Showing posts with label meditasyon. Show all posts
Showing posts with label meditasyon. Show all posts

Saturday, October 10, 2009

Nefes Farkınladık Meditasyonu..

İşte benim en sık yaptığım meditasyon..Başlangıçta 10-15 dakika ideal süre olsa da, siz fırsat buldukça bir kaç dakikalığına da olsa denemeye çalışın. Sakinleşmek için bire bir...




Sandalyede veya bağdaş kurmuş olarak yerde, omurganız dik, rahat bir pozisyonda oturup gözlerinizi kapatın......Dikkatinizi içinize yöneltin ve nefes alıp vermenizin farkında olun...... Nefes alıp vermenizin süresini değiştirmeye çalışmayın, sadece şu anda olduğu biçimiyle farkında olun..... Siz farkında olmaya başladıkça, nefesiniz zaten doğal olarak değişecek ve daha derin nefes almaya başlayacaksınız......Vücudunuzdan içeri giren ve dışarı çıkan nefesi hissedin.......Karnınızın nefes aldıkça şiştiğini hissedin.......Sonrada nefes verdikçe indiğini.......Eğer aklınıza düşünceler üşüşmeye başlarsa ( ki mutlaka başlayacaktır) sadece farkına varın ve dikkatinizi tekrar nefesinize yönlendirin......Eğer düşüncelerin içinde kaybolduysanız, bunu fark ettiğiniz anda, kaybolmaktan kurtulursunuz......Basitçe, düşünceler gitmiş, siz nefesinize geri dönmüşsünüzdür..... Meditasyonu sonlandırmak için gözlerinizi açın ve ayağa kalkmadan evvel bir süre daha oturmaya devam edin....

Saturday, May 30, 2009

İçerken Meditasyon



Aşağıdaki meditasyonu alkolsüz içeceklerle yapmanız tavsiye ediliyor ama ne yalan söylemeli ben buz gibi bir kadeh beyaz şarap elimdeyken sanki daha iyi beceriyorum....


İçinde su, meyva suyu, kahve ya da çay olan bardağınıza uzanan elinizin farkına varın.......Eliniz, parmaklarınız bardağa dokunduğunda ne hissediyorsunuz??.... Sıcak mı, soğuk mu, ılık mı? yüzey pürüzsüz mü?......Bardağı elinize alıp tuttuğunuzdaki hislerinizi farkedin.....Ağırlığını hissedin......Bardağı tutarken parmaklarınızda, elinizde, kolunuzda kullandığınız kaslarınızı hissediyormusunuz?.....Hatta bardağı dudaklarınıza yaklaştırırken, ağzınızın sulanmaya başladığını bile hissedebilirsiniz......Bardak dudaklarınıza değdiğinde ne hissediyorsunuz?..... Sıcak, soğuk, ılık ya da pürüzsüz mü?......Yutmadan önce ağzınızın içindeki sıvının farkına varın......Tadını alın.....Sıvının boğazınızdan aşağı midenize doğru ilerlediğini hissedin......İçmeye devam edin.......İçtikçe tüm hareketlerinize, hislerinize farkındalığı getirin.....Şimdiki anın ve içkinizin tadını çıkarın.
Fotoğraf: flickr/konaboy

Wednesday, May 13, 2009

Yürürken Meditasyon

Geleneksel olarak yürürken yapılan meditasyonlar çok ağır bir tempoda yapılır ama siz bunu istediğiniz hızda yapabilirsiniz. İsterseniz alışveriş yaparken olsun, isterseniz hızlı hızlı bir yere yetişirken, yada koşarken, her zaman olduğu gibi seçim sizin.......



Yürürken nefes alıp verişinizin farkına varın......Sonra dikkatinizi ayaklarınıza yöneltin......Ayaklarınızın yere bastığını hissedin......Önce topuklarınızın yere bastığını hissedebiliyormusunuz?.......Sonra ayağınızın orta kısmı.....En sonunda da bir sonraki adım için sizi ileriye doğru iten ayak parmaklarınızı?......Bedeninizin diğer kısımlarını hissedin...Her hangi bir yerde bir kasılma, ağrı yada acı hissediyormusunuz?...... Ya da tamamen rahat ve huzurlu musunuz?.......İçinizdeki bir başka bedenin varlığını ve oradaki canlılığı hissedebiliyormusunuz?....Etrafınızdaki sesleri duyuyormusunuz? trafik, konuşmalar, kuşlar..........Yüzünüzde ve teninizde dolaşan rüzgarı hissedebiliyormusunuz?..... Sert mi esiyor, yoksa hafifçe dokunup geçiyormu?......Havadaki ısıyı hissedin...... Teninizdeki sıcaklığı yada soğuğu.... Etrafınızdaki şeylerin farkına varın.....Ağaçlar, binalar, insanlar, arabalar, bisikletliler..... Etrafınızdaki kokuların farkına varın...Çiçekler, ağaçlar, toprak, arabaların egzosu yada lokantalardan gelen yemek kokuları.... Düşüncelerinizin içinde kaybolduğunuzu farkettiğiniz an, yeniden dikkatinizi bedeninizin hareketlerine yöneltin....Nefes almanız, tüm diğer algıladıklarınız.....Hiçbir zaman tam olarak şimdide olmadığınız için, belkide bu yoldan etrafta neler olduğunu farketmeden binlerce kez geçmişsinizdir......Ancak şimdi bu yaptığınız yürüyüş şimdiki an'da olmak için bir fırsat olacaktır.


fotoğraf: uncommonmuse


Monday, February 23, 2009

Meditasyon ve Dua

Son dönemlerde okuduğum kitaplar arasında, bir cümle uzun zamandır aklıma takıldı kaldı. Dua etmek Tanrı ile konuşma isteğiyken, meditasyon ona kulak verme arzusudur.

Hayatımda çok uzunca bir dönem hep Tanrı ile konuşarak geçti. Aslında bu döneme daha çok sızlanma yada sürekli bir şeyler isteme dönemi demek daha doğru olur. Çocukluğumdan beri herhalde sayısız kez ondan bundan şikayet etmiş, Tanrım neden hep bunlar benim başıma geliyor diye isyan etmiş vede şu anda aklıma bile gelmeyen kimbilir neler neler istemişimdir.


Sonra zamanla büyüdüm, insan ilişkilerinde dinlemenin önemini öğrendim. Karşımdaki insanı dinlediğim ölçüde öğrendim, anladım, sevdim yada sevmedim. İlişkilerimde zaman kazandım, kayıplarımı azaltıp, kazanımlarımı arttırdım.


Ama Tanrı'yı dinlemem gerektiği, ilişkimizi tek taraflı bir sağırlar diyaloğundan çıkarmam gerektiğini öğrenmem çok daha sonraları oldu. Onunla konuşmak her zaman için çok kolayken, dinlemeyi öğrenmek çaba gerektiriyordu. Dinlemek için ise Onu en kolay bulabileceğimiz yere, kendi içimdeki sessizliğe ulaşabilmem gerekiyordu. Zihnimdeki binlerce sesi susturup, kalbimin sesini duyabildiğim kısacık anlarda ise dualarımın karşılığını hep aldım.


Dinlemeyi öğrendiğiniz anda aslında Onunla anlaşabilmekte çok kolay. Bazen kısacık bir evet diyor, bazen ise daha zamanı değil. Hayır lafı ise daha hiç ağzından çıkmadı, sadece bu sefer O bana bir soru soruyor. Gerçekten istediğin bu mu??


Fotoğraf: Salvador Dali sergisinden

Monday, February 9, 2009

Çay


Çayını yavaşca ve saygıyla iç

Sanki dünyanın üzerinde döndüğü eksenmişcesine

Yavaşca, yudum yudum geleceğe koşmadan

Bu anı yaşa

Sadece bu an hayattır.




Vietnam'lı Zen Rahibi Thich Nhat Hanh 'ın bu küçük şiiri aslında her anın bir meditasyon süreci olarak kullanılabileceğini ne kadar güzel anlatıyor değil mi?


Çoğu günler düzenli olarak meditasyon yapmak olası olmuyor. Ama günde 3-4 bardak tükettiğim yeşil çaylar ile not defterime kaydettiğim bu şiir o anı mini bir meditasyona çeviriveriyor. Tavsiye ederim..

Tuesday, January 20, 2009

Merhamet

Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız merhamet edin, mutlu olmak istiyorsanız merhamet edin.- Dalai Lama

Bu sabah kalktığımda havadaki pırıl pırıl güneş, bugünün harika olacağını müjdeler gibiydi. Kış günlerinde güneşin apayrı bir yeri vardır zaten benim için. Giyindim, hafif bir makyaj yaptım, kocama sıkı sıkı sarıldıktan sonra onu yolcu ettim, koca bir tabak müsli yedim. Öğle yemeği için karşıda uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla buluşacaktım. Mutluydum, keyifliydim. Yaşadığım an ve o anda bulunduğum yer için hayata şükranlarımı sundum.

Hayatta beni ödüllendirmekte gecikmedi. Daha apartmanın kapısından çıkmadan sokaktan gelen bir akordeon sesi beni sarıp sarmalayıp ruhumu daha da bir hafifletti.Bahçedeki kedi ile yanyana kıpırdamadan, an’ın büyüsünü bozmaktan korkarak, şarkının bitmesini bekledik. Şarkı tanıdık geldi ama çıkaramadım. İnsanı hayatı dolu dolu yaşamaya çağıran harika bir melodiydi ve o anda önemli olan da oydu.



Akordeoncuya teşekkür ettim, ellerinize sağlık dedim ve ufak bir bahşiş verdim. Yola çıktığımda köprü yolu her zaman olduğu gibi tıkalıydı, ama ne gam, trafik tamamen dursa bile umurumda olmayacaktı. Radyodan gelen müzik, ve beni sıcacık ısıtan güneş, o an sadece onlar vardı. Bir süre sonra güneşe, gözlüklerin ardından bakmaya bile dayanamadım, kaldırıp attım.

Görünüşte herşey harikaydı ama zaman zaman içime dönüp baktığımda, garip bir hüzünün büyümekte olduğunu farkettim ve bir süre sonra hafiften tadım kaçmaya başladı. Neler oluyor böyle bana diye düşündüm, bulamadım. Hüzün ise orada durmaya devam etti.

Eğer farkında olursanız, insana meditasyon yapmak için büyük imkanlar sağlayan İstanbul trafiği sağ olsun, önce nefesime odaklandım sonrada hüzünün yerleştiği karın bölgemin arka taraflarına. Her nefes verişimde bir parçasını koparıp atmaya çalışırken birden ne olduğunu anladım.Benim içim neşeyle dolup taşarken, akordeoncuyla göz göze geldiğimizde, onun gözlerinde gördüğüm bıkkınlık, belkide kızgınlıktı içimdeki hüzün.O an üzerinde hiç durmamıştım ama o benim içime gelip yerleşmişti işte..

Kimbilir neler oluyor hayatında diye düşündüm. Ekonomik sıkıntılar almış başını gidiyordu, pek çok insanın evine ekmek götürmekte çok zorlandığı günlerdeydik. Belkide umarsız bir hastalık vardı ailesinde, tahmin etmekten vede yardım etmekten öylesine uzaktım ki.. Kendi mutluluğumdan utanır hale geldim.

Dönüp yine nefesime odaklandım, düzelmeye çalıştım ama bu sefer işe yaramıyordu. Sonra uzun uzun okuyup, dinlediğim halde anlamını gerçekten kavrayamadığım bir çalışma geldi aklıma. Tüm dinlerde ve Budizm’de yaşayan tüm varlıklara merhamet göstermek huzura, mutluluğa, aydınlanmaya, özgürleşmeye giden en önemli yollardan biridir. Önerilen çalışma ise, her sabah evden çıktığımızda rast gele seçtiğimiz 10 kişiye, o an her ne sorunları olursa olsun, içimizden iyi bir gün geçirmelerini dilemekti.

Zaman zaman, aklıma geldikçe uyguladığım bir çalışma olsa da, o ana kadar üzerinde çok fazla kafa yormamıştım, hatta anlamsız bile gelmişti. Ama işte bugün içime dönüp, akordiyoncunun gözlerini yeniden bulduğumda onlara gerçekten baktım ve anladım. Sonrada her ne olursa olsun bugün akşam eve, gözlerinde yumuşak bir ışık ve dudaklarında hafiften bir tebessümle dönmesini yürekten diledim. Farklı bir boyutta birbirimize dokunduğumuz, bir olduğumuz, bir andı, ve bir farklılık yarattığıma inandım. O ana kadar yaptığım çalışmalarda kimseye yüreğimin gözleriyle bakmayı becerememiştim.Sonrasında içimde çöreklenen hüzün yavaş yavaş çözülmeye, dağılmaya başladı. Baktım ki bu işi becerdim, sonrasında o hızla 9 kişiye daha keyifli bir gün geçirmelerini diledim.

Sonra ne mi oldu? Hayatta beni renk renk balonlarla ödüllendirdi. Arabamı otoparkta park etmeye çalışırken, baktım ki hemen yanıma bir araba daha park etmeye çalışıyor. Veeee, sadece sürücü koltuğu hariç arabanın içi tamamen renk renk balonlarla doluydu. Var mı böyle güzel bir görüntü… Bonkörlüğüm üzerinde olsa gerek, benim şaşkın bakışlarıma, utangaç bir gülüşle karşılık veren sürücüye de harika bir gün geçirmesini diledim. Oldu 11 kişi.


Harika fotoğraf flickr-kolouker'den - Ona da harika bir gün diliyorum :))

Saturday, January 10, 2009

Maymun zihin

Nasıl hesaplamışlar bilmiyorum ama zihnimiz günde ortalama 20.000 farklı düşünce üretiyormuş. Uykuda olduğumuz saatleri hesaba da katmazsak tek kelime ile heba oluyoruz demektir. Meditasyon öğretilerinde sürekli ağaçtan ağaca atlayan maymunlardan esinlenerek, zihnimizin bu olağan halini maymun zihin olarak nitelemişler.

Asıl inanılmaz ama doğru olan ise tüm bu düşüncelerin neredeyse tamamının artık bitmiş gitmiş olan bir geçmiş ya da henüz var olmamış bir gelecek hakkında olmasıdır. Olabilecekler için endişelenir, bizi heyecanlı, çaresiz, tutkulu, öfkeli, kırgın ve korkak hissettiren binlerce şey düşünür ve hatta kendi kendimizle de konuşuruz, ve tüm bunlar olup biterken ne olur biliyormusunuz, tek gerçekolan ve herşeyin oluştuğu o an, yani şimdide olanlar bilinçsizce elimizden kayıp gider.

Düşüncelerimiz hareketlerimizi, verdiğimiz kararları belirler, yaşadığımız hayatı, kim olduğumuzu şekillendirir. Ama bu düşüncelerin olduştuğu ortamı – hadi oraya maymunlar gezegeni diyelim – ne kadar tanıyoruz, hiç orayı ziyaret ettik mi, üzerindeki kontrolumüz ne kadar biliyormuyuz…

Hayalde değil de, şimdide yaşayabilme yeteneği dünyadan zevk almamızı sağlar. Dönüp dolaşıp bu konu hakkında sık sık yazacağım ama şimdilik bu yeteneği kazanabileceğimiz yer olan maymunlar gezegenine kısa bir yolculuk yapalım. Sınırlarında durup içeride olanlara uzaktan bakalım. Sonrasında bu gezegende yapacağınız yolculukların detayları, keşiflerin ve fetihlerin ne kadar olacağı ise tamamen size kalmış.

İşte size maymunlarla hemen karşılaşabileceğiniz bir yol: Sessiz, sakin kalabileceğiniz bir yer bulun, rahatça oturup gözleriniz kapatın ve sadece aldığınız ve verdiğiniz nefese odaklanın. Bir süre sonra aldığınız nefeslari bir den başlayarak saymaya başlayın, her ne olursa olsun aklınızdan bir düşünce geçtiğinde, yani bir maymun zıpladığında durun, onu fark edin ve tekrar başa dönerek bir den saymaya başlayın. Ve hoşgeldiniz maymunlar gezegenine..

Bu yılı hayatımın en güzel yılı yapmaya karar vererek yola çıkan bana gelince… Şimdilik birkaç tane iri maymun yakaladım, ehlileştirmeye çalışıyorum ama çoooook direniyorlar.