Monday, July 13, 2009

Hayaller

Tarih tekerrürden ibaret diye bir söz vardır ya, bu galiba kendi tarihimiz içinde geçerli. İlkokula başladığım yıl en büyük hayalim bir bisiklete sahip olmaktı. Bütün bir yıl annemle babamın başının etini yedikten sonra, hepsi beş olan bir karne getirerek yaz tatilinde o zamanlarki en büyük hayalime ulaşmıştım. Sonrasında da hemen bisikletten düşerek ön dişimi kırmış ve uzun yıllar sürecek bir dişçi maratonuna başlamıştım ama o tamamen bambaşka bir konu..İşte şimdi aradan çok çok yıllar geçti ama şimdilerde yine aynı hayallerdeyim. Aynı Audrey gibi gelecekteki köpeğim Coco'yu önümeki sepete oturtup, oradan oraya pedallara basıp gidivermek istiyorum. Aslında şimdiki Ayşegül'ün işi yedi yaşındaki Ayşegül'e göre daha kolay. Kimselerin başının etini yemeden çarşıya gidip bir bisiklet alabilir ama şimdiki Ayşegül sadece bir bisiklet değil, bisikletli bir hayat istiyor. Çarşıya, pazara ya da dostlarını ziyarete bisikletle gitmek, arabayı sadece uzun yolculuklarda kullanmak istiyor..



Ama bildiğiniz gibi İstanbul bisiklet düşmanı bir kent, Datça ise biraz daha iyi ama bu sıcaklarda alışveriş için en az bir 10 km gitmek gerekiyor ki, maalesef Lance Armstrong değilim... Dolayısıyla hala hayallerdeyim... Ama her şey hayal etmekle başlarmış değil mi??? Bu sıcak yaz günlerinde siz nelerin hayallerini kuruyorsunuz??

5 comments:

La Loba said...

Deniz kenarında kocaman bir ağacın gölgesinde akşam üzeri hamakta sallanmak istiyorum. Hiçbir şey olmasın sadece hamak ve ben.

Bisiklet hayali gerçekten güzel ama İstanbul için çok zor dediğin gibi. Sahil şeridi dışında doğru düzgün bisiklet yolu yok. O kısım bile yayalar tarafından işgal edilmiş durumda.

Deniz said...

annemler önce düşerim diye almadılar, sonra ben büyüdüm, utandım herkes binerken öğrenmeye çalışmaya...
şimdi ben koca kadın, hala bisiklete binmeyi bilmiyorum. Ne komik geliyordur sana, nasıl bisiklete binilmez yaaaaa?????

Kek ve Kahve said...

antalyada bir akşam üstü lara plajında kızım ile kumda oynamak kumdan kaleler yapmak istiyorum. sonra onu kumla başbaşa bırakmak ve içi kitap dolu hasır çantama yönelmek istiyorum. ve den,zden gelecek hediyeleri süprizleri beklemek, gerçekleşmesi çok da zor değil di mi?? inşallah ağustosun sonlarına doğru:))

Ünver Bayramlı said...

Tatilin bitişi ardından Eskişehir'e dönmemeyi;çocukluk günlerimdeki gibi istediğim her an kumsalda yürüyüş yapabileceğim denize girebileceğim şirin bir sahil kasabasında yaşamak istiyorum. Ve tabi bu şirin yerde tepeden uçsuz bucaksız denizi seyredebileceğim bir eve sahip olmak istiyorum.

mavimantar said...

Çok uzun zaman olmuş,buralara gelmeyeli.Sadece buralara değil, pek çok yere uğramıyorum bu günlerde.Senden dinleyeceğim çok şey var.Ama sepetteki tatlı şeyi görünce dayanamadım.Ben de Chat'le böyle dolaşıyordum.O,orada oturmaktansa,koşmayı tercih ediyordu ama,ben onu en güvenli ve yeşil alanlara götürmek için sepete girmeye ikna ediyordum :)
Şimdilerde yalnız dolaşıyorum.Her sabah 1,5 saat süren bisiklet turlarıma bu azgın sıcaklarda ara vermek zorunda kaldım.
Hayal mi,bilmem ama, üstümde kargo pantolonum, ti-shirt ve sırt çantamla (dil ve para sorunum olmadan)kafama göre "dünyayı dolaşmaya" çıkmayı istiyorum.